Bilim insanları ve onları dikkatle izleyen bir avuç basiret sahibi kişi, yaşam anlayışımızı derhal değiştirmezsek, dünya üzerindeki canlı yaşamın önümüzdeki 40 yıl içinde %90 oranında ortadan kalkacağını her fırsatta her araçla insanlığa anlatmaya çalışıyor. Ne var ki insanlığın bu konudaki duyarsızlığı inanılamayacak bir boyutta. Kapitalizmin iplerini ellerinde tutan bir küçük grup insanlığa öyle bir konfor ve seçkinlik hırsı aşıladı ve onları öylesine bir doyumsuz hazlar tuzağına düşürdü ki bilim insanlarının feryatları asla duyulmuyor. Hırs ve haz insanlığı komaya sokmuş durumda.
İnsanlığın doğayla yollarının ne zaman ve neden ayrıldığı ve bizim kişisel olarak hangi yolu izlediğimiz, hepimizin üzerinde düşünmesi gereken bir konudur. Çünkü doğa ile yolumuzu ayırmak, yaşamla ve kendi varlığımızla da yolumuzu ayırmaktır.
Krishnamurti 1948 yılında yaptığı bir konuşmada “Doğayla ilişkiniz nedir?” diye soruyor. “Yani ırmaklar, ağaçlar, süzülerek uçan kuşlar, sudaki balıklar, toprağın altındaki mineraller, çağlayanlar ve sığ su birikintileri, bunlarla ilişkiniz nedir? Birçoğumuz bu ilişkinin farkında değiliz. Ağaçlara hiç bakmıyoruz, bakarsak da onları kullanmak amacıyla, ya gölgelerinde oturmak ya da kesip öteberi yapmak amacıyla bakıyoruz. Başka bir deyişle ağaçlara yararcı bir gözle bakıyoruz; bir ağaca kendimizi yansıtmadan ve onu kendi yararımız için kullanmadan bakmıyoruz. Dünya ve onun ürünlerine de aynı biçimde davranıyoruz. Dünyayı sevmiyoruz. Ondan sadece yararlanıyoruz. Dünyaya karşı duyarlılık ancak bu yararcı görüşü bıraktığımızda kazanılır. Bu, dünyayı kullanamayacağımız anlamına gelmez. Sadece onu gerektiği şekilde kullanmalıyız. Dünya sevilmek için var, ilgilenilmek için var, senin benim diye bölünmek için değil.”
1964 yılındaki bir konuşmasında da Krishnamurti “Irmakla, kuşlarla, ağaçlarla, akşamın olağanüstü ışığıyla bağ kurmak zorundasınız; komşunuzla, karınızla, kocanızla, çocuklarınızla bağ kurmak zorundasınız. Eğer herhangi bir şeyle bağınız yoksa ölü bir insansınız demektir.”
Günlüğüne 4.Nisan.1975 de şunları yazmıştı: “Doğayla bağınızı kaybederseniz, insanlıkla da bağınızı kaybedersiniz. Doğayla hiçbir ilişkiniz yoksa zamanla katile dönüşürsünüz; yavru fokları, balinaları, yunusları, insanları çıkar için, “spor” olsun diye, yiyecek için ya da bilgi için öldürürsünüz. O zaman doğa sizden korkar, güzelliklerini geri çeker. Ağaçlar arasında uzun yürüyüşlere çıkabilir, hoş mekânlarda kamp yapabilirsiniz, ama yine de siz, bir katilsinizdir. Dolayısıyla o güzelliklerle dostluğunuzu kaybedersiniz. Büyük olasılıkla hiçbir şeyle, karınızla ya da kocanızla ilişkide değilsinizdir.”
Yıl 1983, Krishnamurti 87 yaşında ve bu konuda hala insanlığa sesleniyor: “İnsan doğa karşısında duygu dolu olmalıdır, doğaya zarar vermemeli zevk için öldürmemelidir” Burada avcılardan söz etmiyoruz. Gerçek ihtiyacımızın üzerindeki her tüketim “zevk için öldürme”dir. “Doğa yaşamımızın bir parçasıdır. Hepimiz tohumdan topraktan yetiştik. Hepimiz onun parçasıyız. Aslında bütün bunlar daha önce farklı biçimlerde söylendi. Ama pek önem vermişe benzemiyoruz. Acaba kendi sorunlarımızın, kendi arzularımızın kendi haz ve acılarımızın ağına kapılmışız da ondan mı hiç çevremize bakmıyoruz, ayı hiç seyretmiyoruz?”
Ve 1984 yılında, bu değerli insan 88 yaşında; diyor ki, “Bizler çevrenin kendisi değil miyiz? Açıkçası saçma sapan konuşup konuşmadığımı ve sizin beni yalnızca öylesine dinleyip dinlemediğinizi merak ediyorum. Bütün bunların sizin için bir anlamı var mı, yoksa aslında sizinle ilgisi olmayan bir konuda konuşup duran bir Marslı mıyım ben? Bunların sizin için bir anlamı var mı? Size kalmış.” Daha ne diyebilirdi ki?
Ve Krishnamurti 1986 yılında 90 yaşında aramızdan ayrıldı.
Bu alıntılar Krishnamurti’ nin “Doğa ve Çevre Üzerine” adlı kitabından (Ayna Yayınevi 2. Baskı 2001) aktarılmıştır. Kuşkusuz çok daha fazlası ve çok daha düşündürücü olanı kitaptadır. Dünya ve biz neden bugünlere geldik ve kurtuluşumuz için her birimizin kişisel rolü ne olabilir, sorularını yanıtlamak zorundayız. Bu insan olma sorumluluğumuzdur.
Güney Haştemoğlu – 14.7.2009 *dostsite.org*